Metaverse ve İkinci Yaşam’dan alınacak dersler

Bu hafta, zamanda yolculuk yaparak geleceğe gittim.

Second Life (İkinci Yaşam) adlı sanal dünyaya giriş yapalı 10 yıl olmuştu. Bu platform, bugün büyük teknoloji şirketlerin yarış halinde olduğu “metaverse” evreninin internetteki ilk girişimiydi.

Metaverse terimi ilk olarak 1990’lı yıllarda yayımlanan ve insanların hayatlarının büyük bir bölümünü sanal ortamlarda yaşadığı Snow Crash isimli bilim kurgu romanında geçti.

İkinci Yaşam ise 2000’li yılların sonunda, milyonlarca kullanıcısı ve hayatlarının büyük bölümünü dijital dünyada yaşayan bu insanlarla ilgili atılan yüzlerce heyecan verici manşetle zirveye ulaştı.

O zamandan beri, İkinci Yaşam’ın yavaş ve sessiz bir şekilde öldüğünü düşündüm. Ama ne kadar da yanılmışım.

Kendilerini, “resident” yani “sakin” olarak adlandıran küçük, sadık ve de potansiyel olarak büyüyen platformun topluluğu, metaverse geleceğimizin nasıl görünebileceğini deneyimliyor.

Görsellik açısından ise çığır açan bir görünüme sahip değil.

Muhteşem üç boyutlu bir oyundan daha çok, Roblox’un bloklu ve pikselli dünyasına benziyor.

Ama farklılık şu ki, tıpkı Mark Zuckerberg’in metaverse vizyonu gibi, İkinci Yaşam bir oyun değil. Burada bir oyun rekabeti, macera ya da bir olay örgüsü yok. Platform, sadece takılabilenecek bir ortam sunuyor.

Sanal Rei ile buluşmak

Tanıştığım sakinlerden birisi de Rei idi.

1960’ların garip bir İskoç balıkçı köyünde modellenmiş, bir deniz kıyısı dünyasına ışınlandıktan sonra konuştuk. Bana, metaverse evrenini merak etmeye başlamasıyla beraber yaklaşık 4 ay önce İkinci Yaşam’da vakit geçirmeye başladığını söyledi.

Zuckerberg’ün metaverse vizyonunun bir hayranı olmayan Rei, “Her şeyi kontrol etmek istiyorlar. Ama bence insanların sorumlulukları olmalı, bu dünya tamamen açık olmalı” diyor.

İsmini Meta olarak değiştiren Facebook CEO’su olan Zuckerberg, planlarını açıklarken bu yöndeki endişeleri de irdeledi.

Zuckerberg, Facebook Connect’in açılış konuşmasında “Bu, herhangi bir şirketin ötesindeki bir gelecek. Bu hepimiz tarafından yapılacak” ifadelerini kullandı.

Microsoft, Epic Games, Roblox ve hatta Nike gibi diğer büyük şirketler de çeşitli formlarda metaverse dünyasına gireceklerini ilan etti.

Rei’nin metaverse tekelleşmesiyle ilgili endişesi, İkinci Yaşam’ı işleten şirket Linden Lab’ın ürün yönetimi başkan yardımcısı Anya Kanevsky de dahil olmak üzere birçok kişi tarafından paylaşılıyor.

Birkaç teknoloji devinin metaverse ile ilgili konuşmaya başlamasını ilgiyle izleyen Kanevsky, “Şu andaki distopik doğa konuşmaları hakkında biraz endişeliyim” diyor ve ekliyor:.

“Biraz büyük bir oyuncunun alana dahil olması, insanlara bu alanın sahibi olmadıklarını, kuralları başkalarının koyacağını ve de kendilerinin bir tüketici olacağını gösteriyor.”

İkinci Yaşam, çok daha az katılımcıya sahip olmasına rağmen, kullanıcıların ortamlar oluşturduğu ve başkalarını oynamaya davet ettiği bir yer olan Roblox’a çok benziyor.

Roblox’un 5,5 milyon kullanıcısına karşın, İkinci Yaşam’da 90 bin kişi var.

Mark Zuckerberg de kendi yaratacağı metaverse evrenine bir kullanıcı topluluğu yerleştireceğini söyledi. Ancak henüz hiçbir “sakini” yok.

Zuckerberg bunun yerine Avrupa çapında metaverse evrenini inşa etmek için 10 bin kişiyi işe almayı planladığını söyledi.

Bazı kişiler ise bunun kullanıcılara daha fazla kontrol sağlamakla bile ilgili olmadığını savunuyor. Nitekim onlara göre bir meta veri deposu tamamen topluluklar tarafından oluşturulmalı.

Meta’nın sanal gerçeklik bölümü Oculus’un teknolojiden sorumlu baş sorumlusu John Carmack, bir meta veri deposu oluşturmaya başlamanın “meta veri deposunu elde etmenin en iyi yolu olmadığına” inanıyor.

Ars Technica’nın aktardığı habere göre Carmack, “Tek bir uygulamanın her şeyi devralacak seviyeye geleceğinden şüpheliyim. Sadece bir oyuncunun – bir şirketin – bunun için tüm doğru kararları verdiğine inanmıyorum” dedi.

İkinci Yaşam’ın hikayesi, Zuckerberg ve diğerleri için de alınacak pek çok dersi barındırıyor.

Platform en popüler zamanlarında, yüksek profilli sanal isyanlardan, oyun içi para birimine dayalı Ponzi şemalarına ve hatta çocuk bakımıyla ilgili konulara kadar bazı olumsuz haberlere de konu oldu.

Bu haftaki kısa keşfimde bile İkinci Yaşam’ın karşılaştığı yönetim zorluklarına dair bazı ipuçları buldum. Bir meta veri tabanı ana akım haline gelirse, bu tür zorluklar daha da derinleşecektir.

Platformda “Porno” veya “uyuşturucu” gibi kelimelerle olay veya yerlerin aranması da engellenmiş.

Ancak “seks” kelimesiyle yaptığım arama beni, dijital kucak dansı teklif edilen sanal striptiz kulübüne yönlendirdi.

Kanevsky, “Sanal bir dünyada yönetime yönelik yaklaşım biraz karmaşık” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Elbette, bazıları otomatikleştirilebilir ancak birçoğunun insan dokunuşuna sahip olması gerekir. Her şey sadece hayalperest davranışlar, güzel elbiseler ve muhteşem avatarlar değil.”

İkinci Yaşam’a geri döndüğümde, oturumumu kapatmadan önce Rei’ye son bir soru sordum:

Neden geri gelmeyi sürdürüyor?

Rei, soruma şöyle yanıt verdi:

“Gözlerimle hayal kurmayı seviyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir